Tasarım ve görsel kültür blogu

10 Tem 2008

Kitabımız çıktı!

Armağan Öztürk editörlüğünde derleme kitap Toplumsal Üzerine Yeni Perspektifler Dipnot Yayınları'ndan çıktı. Tamamı "genç" yazarlardan oluşan kitabın içeriği aşağıdaki gibi:

- II. Rawls Dönemi: Biçimsel Aklın Çözülüşü mü? - Armağan Öztürk
- Hayali Bir Kriz Üzerinden Kurgusökümü Yeniden Yazmak - Doğancan Özsel
- "Bir Yıldız Kayıyor!": Slavoj Zizek'in Türkiye Kültür Sahnesindeki Yükselişi ve Düşüşü - Osman Şişman
- Panopticon'dan Facebook'a: Foucault ve Görsel Kültür Analizi - Harun Kaygan
- Gramsci'de Doğruya Giden Gizli Yol: "Sensus Communis" - Tanzer Yakar
- Terör, Belirsizlik ve Politika Ötesi - Ali Rıza Taşkale
- İktidarın Yeni Görünmez Eli ya da Siyaset İçin Yeni Bir Araç: Biyopolitika - Yavuz Yıldırım
- Kişilik Çatışması ve Piyasa İdeolojisi - Sema Ülper


Bir kaç yazının üzerinden geçmek gerekirse; Özsel'in çalışması, Hayali Bir Kriz Üzerinden Kurgusökümü Yeniden Yazmak, Derrida'da "kriz" nosyonu üzerinde duruyor. Özsel, Derrida'ya ve postyapısal düşünceye yöneltilen, onun herşeyi metne indirgediği ve güncel bir relativizm ve hatta pasifizm örneği olduğuna dair eleştirinin "zihin açıcı bir felsefi/siyasal okumasını" yaparak, "bahsi geçen olguyu güncel politik ve ekonomik krizlere eşlik eden bir entelektüel krizin göstergesi olarak" yorumluyor. Derrida'nın metinlerini katederek entellektüelin ve onun her sözüne eşlik eden Batı metafiziğinin krizsizlik tutkusunu eleştiriyor. Batı düşüncesini karakterize eden ekonomik, toplumsal, ekolojik, anlamsal ve benzeri krizlerin "nedeni" olarak işaret ettiği ise tam da bütün bu krizlerden önce gelen bir kriz-çözme beklentisi. Özsel'in okuduğu şekliyle kurgusökümün önerdiği ise hem bu beklentinin, hem de sürekli kriz halinin kabulu. Bu çifte kabul, Özsel'in çalışmasında, bir Ahlak ve bir (nihai) Karar tanımlamadan, durmadan kendi kurgusunu söken Levinas'çı bir ahlak makinesi olarak vücut buluyor.

Özsel'in metni herkesin, ama özellikle Derrida'yı Türkçe okuyanların ufkunu açacak bir yoruma sahip. Kurgusökümü [deconstruction] tüm derinliği ile etikopolitik bir pratik olarak okurken hem postyapısalcı felsefeye yöneltilen eleştirileri göğüslüyor, hem de bu eleştirilerin varoluş koşullarını gözler önüne seriyor.

Özsel'in duruşunu, Osman Şişman'ın "'Bir Yıldız Kayıyor!': Slavoj Zizek'in Türkiye Kültür Sahnesindeki Yükselişi ve Düşüşü" isimli çalışmasındaki duruşuyla yanyana koyarken içimiz rahat olsun. Her ikisi de işledikleri düşünürlere (Derrida ve Zizek) yöneltilen eleştirileri, yine o düşünürlerin düşüncelerine eklemliyorlar. Şişman, Zizek'e sol cepheden ve hatta ve bilhassa Siyahi dergisinin -ki kendisini çok severiz- postyapısalcı anarşist bağlamından yöneltilen suallere bakıyor. Bu suallerden en önemlisi, Lacancı teorinin temelini oluşturan "kurucu eksiklik" kavramının Eylem'i imkansızlaştırdığına dair olanı. Şişman ise bu soruyu karşılamakla kalmıyor, böyle bir eleştirinin aslen Öteki'nin hazzına yöneltilen arzunun semptomatik bir dışavurumu olduğunu söylüyor: "Teorinin verdiği hazzı pratik politikanın verebileceği acılarla karşı karşıya getirmek" solun muhafazakar bir arzusunun, organik bir sola olan arzunun sonucu.

Kitabı ideefixe'den alabilirsiniz.

Etiketler:

8 Haz 2008

Sosyal tasarım I


Hazır internet teknolojileri demişken arkasına yapıştırayım.

Gerçekten de ürün tasarımı alanında yapılabilecek işler var mı, var. 2005-06 tarihli AMD Personal Internet Communicator, ya da decTOP, bilgiye ucuz erişim sağlamak amacıyla tasarlanmış bilgisayar, bu konuda bir örnek oluşturabilir. Ürünün tasarımında sağlamlığa, ucuzluğa ve kullanım kolaylığına yapılan vurgu takdire şayan. Yakında bir kez daha deri değiştirecek olan iPhone'un yanında biraz "eski moda" görünse de, derdimiz bu değil, değil mi?

Nitekim sosyal tasarım mevzuu pek bir moda. Karamsarlığı daha iyi zamanlara bırakmak amacıyla, sosyal tasarım örneklerine ulaşabileceğiniz adresler:

Etiketler: ,

Internetin ve "Üretken" Teknolojilerin Geleceği


Arabalardan bahsederken teknoloji sahipliği demişken.

Zittrain'in provokatif yeni kitabı, The Future of the Internet and How to Stop It internetin ve internete bağlı teknolojilerin geleceğini tartışıyor. Kitap, "üretken" (generative: Apple II'dan PC'ye, Java-programlanabilir cep telefonlarına kadar kullanıcının manipülasyonuna açık, kodlanabilir) ve "kapalıkutu" (tethered: iPod, iPhone ve TiVo gibi kullanıcının içine giremediği) teknolojilerin karşılaştırılması üzerinden gelecek tahminleri yapmaya çalışıyor. Bunun için de ilk grubun döneminin -özellikle virüsler, kötü kodlar ve benzerlerinin tekil kullanıcı ve şirketlerde yarattığı korku nedeniyle- kapanmakta olduğunu tespit ediyor. Bu durum elbette ki internetin sahipliğine dair bir krize, yani gözetlemenin artışına, yaratıcılığın tüketim uğruna engellenmesine ve teknokrasinin mutlak tahakkümüne doğru bir harekete işaret ediyor.

Böyle bir hareketin varlığı ve beraberinde getirdiği tehlikelerin gerçekliği tartışılmaz. Ancak Adam Thierer'in blogundaki eleştirisi pek çok yönden haklı. Öncelikle Zittrain abartıyor, Foucault'yu takiben bilmeliyiz ki her mutlaklaştırıcı hareket direnişe ait aksi yönde bir hareketi de içerir. Thierer bir orta yol olduğu görüşünde. Öte yandan, bana göre ise, toplumsal bir hareketliliği insanların virüslerden ve kötü yazılımlardan bıkmasına bağlamak akıl karı değil.

Her şeye rağmen Zittrain'in kitabı bizim için önemli, ürün tasarımcıları için: Teknoloji politikaları ve teknoloji sahipliğinin geleceğine dair yürütülen pek çok tartışma var; ancak bu tip çalışmalar, internet ağına ve bu ağın yönetilmesine dair geniş çaplı politikalara yoğunlaşırken etkileşim-ürün tasarımının at koşturduğu alana, yani son ürüne pek değer vermiyor. Son ürünü ve onun tasarımını üstlenen ürün tasarımı pratiğini bu politikaların en uç uzantısı olarak kabul eden ve tasarımcıya hareket alanı tanımayan sessiz bir kabul var gibi.

Oysa TUI'ler [tangible user interface] ve "ambient" teknolojiler yardımıyla kullanıcının, "içine" asla elini sokamadığı ürünler tasarlamak tasarım alanında moda ise, buna karşı söyleyebilecek birşeylerimiz olmalı, öyle değil mi? Zittrain ise teknoloji politikaları alanındaki tartışmayı son ürüne doğru çekerek bize kıyak geçmiş oluyor.

Zittrain'in kitabını futureoftheinternet.org'dan CC lisansı ile indirebilir veya kütüphanenize isteyebilirsiniz.

Etiketler:

3 Haz 2008

Cisimsiz



Bu fotoğraf, bir kaç gün önce bizim evin önüne parketmiş, sahibini bilmediğim bir arabaya ait. Darbe almış kaporta biçimleri, tüm banallıkları içerisinde, konvansiyonel araba reklamlarındaki cisimsiz cisimlerin biçimsel mükemmelliğinin karşısında yer alıyorsa, bu durum, felsefik/sanatsal bir müdahaleden çok, toplumsal bilinçaltımızda kazanın teknolojik mükemmelliğe karşı işlenmiş, yaralamadan beceriksizliğe, dikkatsizliğe, hatta özensizliğe kadar çeşitli şekillerde tezahür eden bir suça denk gelmesinden dolayı olsa gerek. Ünlü peugeot 206 reklamından, Cronenberg başyapıtı Crash'e bir çok anlatıyı bu şekilde "yanlış okumak" mümkün.

Makine-biçimin, cisimsiz arzu nesneleri yaratmak uğruna metal kapak-yüzeylerin arkasına saklandığı araba tasarımı pratiğini modernist bir tasarım perspektifinden eleştirmek çok da zor olmasa gerek. Üretimin sınırlarındansa tasarımcının markörünün (ya da cursorünün) kaprisine sırtını dayayan dürüst olmayan bir tasarım anlayışı... Taa Barthes'in DS eleştirisinde bu eleştirinin öncüllerini bulabiliyoruz. Heyecan verici olan ise, benzer bir eleştirinin etkileşim tasarımı perspektifinden gerçekleşmesi olurdu: Ürünle etkileşime geçen kullanıcının (beş duyusunun da) makinenin yağından, benzininden yalıtılmış, önceden satır satır planlanmış hijyenik bir etkileşimin muhatabı olması eleştirilmeli. Bu etkileşimin, aynı Microsoft ürünlerinde olduğu gibi, toplumsal ürüne dair bir sahiplik krizine ve buna bağlı olarak teknokrasinin çıkarlarına hizmet ettiği belirtilmeli.

Öte yandan, artık her üründe araba tasarımcısına öykünen, serbest pazarda biçimsel Darwinci bir sözde-evrime ve bunun insanoğlunun duyularının evrimine olan katkısına inanmakta sakınca görmeyen bir tasarım alemi için böyle bir eleştiri şimdilik oldukça uzak.

Etiketler: ,

2 Haz 2008

İyi bir dönemdi, herkese teşekkürler...

Şöyle bir geriye bakınca, verimli bir dönem geçirdik diyorum. Özellikle biraz geriye, ocak ayına doğru alırsak, basılmak üzere olan bir kitap bölümü, JFA'e bir makale; daha yakın zamanda bir 4T sunuşu, bir de Osman'la ortak, Hong Kong'a bir Design and Emotion bildirisi. Elimizin altında bir tane de ortak film eleştirisi yazısı var, bir Amasya röportajı, bir kaç toplantı vs. onları da sayarsak, 5 ayda iyi iş çıkarmışız. Öte yandan ilk kez kendi başıma kaldığım Meaning in Design dersi, Asimov'un Vakıf serisi, ha tabi bir de bu blog... Battlestar Galactica'nın da eski temposuyla geri geldiğini listeye eklemeli.

Kitap tavsiyesi: Serge Leclaire, Psychoanalyzing. Fena halde tavsiye edilir. Mahmut hocam teşekkürler!

Etiketler:

26 May 2008

Freelancing

Pek severek takip ettiğim web-comics, toothpastefordinner.com'dan, tüm freelance tasarım emekçilerine geliyor!

A: Yaptığım işi çok seviyorum. Ama tatillerden ve sağlık sigortasından nefret ediyorum! Paramın zamanında ödenmesi ise sinirime dokunuyor!*

B: Neden freelance çalışmayı denemiyorsun?

(*) Çeviri hatası konusundaki uyarısı için sayın Kerem Dinler'e huzurunuzda teşekkür ederim.

Etiketler:

25 May 2008

Erdem Akan'dan sütlü Türk kahvesi üzerine zırvalar

Daha önce Eastmeetswest isimli çay bardağını, "Oldukça batılı dış görünüşümüze rağmen, çok şükür duygu ve düşüncelerimiz halen doğulu. Bu garip 'ara hal' durumunu dışı düz cam içi ince belli melez bir formdan daha iyi ne ifade edebilirdi ki?"[1] şeklinde yorumlayan büyük Türk tasarımcısı sayın Erdem Akan, bu sabah bizi zaten hafif olan uykumuzdan yeni fikirlerinin gürültüsüyle uyandırdı. Bugün itibariyle Radikal Cumartesi'de yayınlanan röportajında, aynı bardaktan bahsederken "dudağınızın değdiği yerin doğu formuyla batı formunun buluştuğu yer olması"[2]nın ürüne kattıklarına dair ince dokunuşlarda bulundu. Özellikle de Türk tasarımının mottosuna dönüşebilecek "Ya süte kahve katarsınız, ya kahveye süt..." tümcesi cümlemizin uykularını uzun süre kaçıracağa benzer.

[1] Erdem Akan, "Tasarımın izini süren dergi", Art+Decor 140, November 2004, s. 64
[2] Erdem Akan, "Ya süte kahve katarsınız, ya da kahveye süt", Röp. Erkan Aktuğ, Radikal Cumartesi (25 Mayıs 2008), s.5

Etiketler: ,

23 May 2008

Ross Lovegrove kimdir?

21 Mayıs'ta, Vitra saolsun, Ankara'ya Ross Lovegrove'u getirdi. Burada bir organizasyon oldu, bölüme geldi, tanıştık; sonra da kapsamlı bir sunuş oldu. Çok sayıda dinleyici vardı. Lovegrove da konuştu, konuştu... Ne kadar çok konuşuyor bu adam!

Kişisel izlenimim çok olduğu kadar boş da konuştuğu yönünde. Lovegrove'un uç noktada bir içerisizlikle sunduğu toplumsal duyarlılık kavramı, "Çöpçüler de insan, onlara da hitap etmeli!" biçimindeki demokrasi öğretisinden, "Bulduğumuz her yere güneş paneli takarsak dünyamıza katkıda bulunuruz!" halinde formüle edilebilecek bir sürdürülebilirlik fikrine kadar geniş bir yelpazede çeşitlilik gösteriyor. Bu yelpazenin her kat yerinde tasarım alanında dolaşımda olan catch-phraselerin ziyadesiyle kullanıldığına da tanık oluyoruz. Mesela sosyal sorumluluk, mesela sürdürülebilirlik...

Lovegrove'u bir kenara bırakıp, blogun ana temalarından birini oluşturan "Ne olacak bu tasarımın hali?" sorusuna geri dönersek, her lisans öğrencisinin jürilerde öğrendiği ve piyasada doğruladığı biçimde, konuşmak yapmaktan daha önemli. Lovegrove'un kendisinin de söylediği üzere 1 ila 3 gün içinde yumurtlanmış, yarım yamalak çözülmüş, ve çoğu yaratıcılık yoksunu fikirlerin para ve fors sayesinde uygulanmasından oluşan sunuş (en azından beni) hiç tatmin etmedi. Sunuşu izlemeye gelen KOBİ patronlarının da birden aydınlanıp, koşarak tasarımcı ilanı vermeye gittiklerini hiç sanmıyorum.

Kişisel not: İyi ki doğdun Piraye!!!

Etiketler:

17 May 2008

Big Brother'a lastik atmak


"The Little Brother", Marcus (aka w1n5t0n) adında bir öğrencinin DHS'e karşı giriştiği mücadeleyi anlatan bir kitap. Creative Commons lisansı ile bedava dağıtılıyor. Yukarıda bir kısmı görünen harika kitap kapağı ise kitabın asıl kapağı değil, ama iş görüyor. Websitesinden çeşitli formatlarda indirip okuyabilirsiniz. Ben daha başlamadım, elimde bitirmem gereken koca bir Vakıf serisi varken daha zamanı var ama, okur okumaz fikirlerimi paylaşırım.


Ürün tasarımcısının panoptik mekanizmaya ve copyright'çılara neler yapabileceği yukarıdaki kapakla rezonans yapan bu ürünün aklıma ilk getirdiği oldu. Helleer ve Vienne'in derlediği Citizen designer elimizin altında, ODTÜ kütüphanesinde NK1505 .C54 2003 koduyla bulabilirsiniz,. Ama ötesini bizim keşfetmemiz gerekiyor.

Unutmamak lazım ki önümüzde, iş tanımı "kapitaliste para kazandıracak konseptler ve biçimler geliştirmek" olan, ve bir türlü başka türlüsünü tahayyül edemeyen bir ürün tasarımcısı var. Hatta bu öyle seçici bir meslek insanı ki! Ne diyor Defne Koz? "Günde 1000 tane üretilip, 189 liraya 12 ay taksitle satışa sunulan bir kanapenin neresine tasarımımı koyabilirim ki?” (bkz. burada)

Uzun süre önce gözüme ilişen Thwart Design'ın "Design w/o Reach" sergisi Defne Koz'un sorusuna cevap olabilir. Sergi, tüketicinin ulaşamayacağı modern tasarım nesnelerinin bir kısmını evde fason olarak üretmenin yollarını öneriyor. Örneğin Amerikalı yıldız tasarımcı George Nelson'un Nelson Ball Clock'unu lolipoplardan üretmenin yolunu gösteriyor.


O halde tekrar soralım: Tasarımcı, fabrikalarda ya da özel atelyelerde seri üretilerek 100lerce dolara satılan pahalı niş ürünler ya da asker için tanklar, casus uçaklar üretme hayaliyle mi mezun olmalı? Thwart Design alternatif sunuyor: Süreç tasarımı yaparak, halihazırda yüksek fiyata satılan modern tasarım klasiklerinin taklitlerini üretmenin yollarını tasarlayıp yayınlamak... Bunu tasarımcıdan başka kim yapabilir?

Diğer örnekler için siteye bakmanız gerekiyor.

Etiketler: ,

14 May 2008

4t Sunumlar 3

Gittik geldik.
Bütün 4T ekibine buradan selamlar! Çok güzel bir etkinlikti, bu etkinlikler serisinin gelişerek büyümesini ve Türkiye'de tasarım alanında eksikligi cekilen bicimde bir tasarım tarihi olayinin temellerini atmasi dilegiyle...

Etiketler: ,